Şuan dersteyim.Konsantre olamıyorum.Anlatılan herşey havada kalıyor.
O kadar olduki başbaşa uzun zamanlar geçirmeyeli..Saçmalayarak konuşup güldüğümüz zamanlar olamadı.Seninle beraber olmayı yanında olmayı sana destek olmayı, bana destek olmanı o kadar istiyorum ve ayrıca benim de o kadar ihtiyacım varki..Aldığım maaşı da görünce hepten çöktüm.Herşeyi ertelemekten sıkılmaya başladım artık..İşe başlamam nisanı bulacak adam gibi elime para ne zaman geçecek onu dahi bilmiyorum.Evimiz, evet evimizin hayalinden bile bahsetmeyeli o kadar çok olduki tekrar umutlanmaya ihtiyacım var..Somut birşeyler olomalı artık..Kendimi yabancı hissettiğim bu kalabalık içinde boğulabilirim..Kollarında nefes alabilir miyim? bebeim!
özgün yazı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özgün yazı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Şubat 2010 Cumartesi
22 Şubat 2010 Pazartesi
Suçluyum biliyorum bulutları ben yaptım
Hatalıyım seninle bir hayal düşledim
Kollarında nefes alayım dedim
Hani biraz da dudaklarında konaklamaktı isteğim
Sonra biraz gezintiye çıkardım belki parmak uçlarında
Biraz yorulurdum ya hani uzanırdım yanına
Isınırdı ya için bana ,belki aşık olurdun ya hani
İşte belkiler,ihtimaller ya hayatım
Mutlu olabilirdik ya?
Seni seviyorum derdin birgün bana, yıllar sonra da olsa!
Ne yapardımki yarını umut ederek yaşamaktan başka..
Hatalıyım seninle bir hayal düşledim
Kollarında nefes alayım dedim
Hani biraz da dudaklarında konaklamaktı isteğim
Sonra biraz gezintiye çıkardım belki parmak uçlarında
Biraz yorulurdum ya hani uzanırdım yanına
Isınırdı ya için bana ,belki aşık olurdun ya hani
İşte belkiler,ihtimaller ya hayatım
Mutlu olabilirdik ya?
Seni seviyorum derdin birgün bana, yıllar sonra da olsa!
Ne yapardımki yarını umut ederek yaşamaktan başka..
füme-1
Koltuğunda öylece büzülüp eğriliyordu.Nasıl davranacağını bilemez halde karşısındakinin ne düşündüğüne o kadar kaptırmıştıki kendini, dışardan görüntüsüne bakıp nasıl davranması gerektiğine karar veremiyor, karar vermeye çalışırken daha beter batıyordu.Beyninde düşünceler,cümleler sabun köpüğü gibi uçup birer birer patlıyordu.Koltuğun yeşil görüntüsüne gittikçe gömülüp, küçüldüğünü düşünüyordu.Yüzünün görüntüsünün de aksine büyüdüğünü gözaltlarının da her zamankinden daha mor gözlerinin de daha karanlık olduğunu görebiliyordu.Karşısındakinin gözüyle baktığında tam bir zavallı tanımlaması yapabiliyordu kendisine.oysa karşısındaki sevdiği adamdı.Sahip olmak istediği adam..Kollarında olmak istediği, asla tadamadığı liseli bir platonik gibi.
Hayalleri vardı sevildiği güne dair, sevilmeye dair..
Gerçeklerin yüzüne vuracağı günü beklercesine sakin sakin ateşini büyütüyordu..
Hayalleri vardı sevildiği güne dair, sevilmeye dair..
Gerçeklerin yüzüne vuracağı günü beklercesine sakin sakin ateşini büyütüyordu..
25 Ocak 2010 Pazartesi
elimden gelenin en iyisini yapmak kafi değil..
onun kalması da çare değil, sevmiyorsa.
eğer yoksam gözlerinde bırak uzakta kalsın!
yanında olup da, içinde olduğumu sanmak daha kahredici.
bırak da rüyalarımda kalsın,
bırak da rüyalarım güzel kalsın!
kalabalıklara ihtiyacım var,
seslere gömülmem gerek.
mutluluğu bulamayabilirim ondaki gibi,
belki inciterek dağıtabilrim birçok kalbi,
onları harcayabilirm de fütursuzca
af dilemeden!
yine de toparlayamam ya hiçbir şeyi o olmadan.
dedim ya burada olması çare değil!
gözlerine bakınca kendimi bulamadıktan sonra..
içim acıyor!
yanıyor, vuruyor durmadan!
kanıyor durduramıyorum,
seviyorum acıtıyor,
susuyorum acıtıyor,
yazıyorum kimse duymuyor.
konuşuyorum kulaklar tıkalı..
içimde bir müzik,beceremiyorum
her şey ritimsiz..
titriyorum, kelimeler darmadağın
toparlayamıyorum kendimi de onu da..
savrulmuş parçaları,
kokular vıcık vıcık.
hiçbir şey değil çare,
her yol aksak aksak!
ilerleyemiyorum bile..
onun kalması da çare değil, sevmiyorsa.
eğer yoksam gözlerinde bırak uzakta kalsın!
yanında olup da, içinde olduğumu sanmak daha kahredici.
bırak da rüyalarımda kalsın,
bırak da rüyalarım güzel kalsın!
kalabalıklara ihtiyacım var,
seslere gömülmem gerek.
mutluluğu bulamayabilirim ondaki gibi,
belki inciterek dağıtabilrim birçok kalbi,
onları harcayabilirm de fütursuzca
af dilemeden!
yine de toparlayamam ya hiçbir şeyi o olmadan.
dedim ya burada olması çare değil!
gözlerine bakınca kendimi bulamadıktan sonra..
içim acıyor!
yanıyor, vuruyor durmadan!
kanıyor durduramıyorum,
seviyorum acıtıyor,
susuyorum acıtıyor,
yazıyorum kimse duymuyor.
konuşuyorum kulaklar tıkalı..
içimde bir müzik,beceremiyorum
her şey ritimsiz..
titriyorum, kelimeler darmadağın
toparlayamıyorum kendimi de onu da..
savrulmuş parçaları,
kokular vıcık vıcık.
hiçbir şey değil çare,
her yol aksak aksak!
ilerleyemiyorum bile..
2 Aralık 2009 Çarşamba
sonu yok.
Salona girdi.Biran önce kendini rahatlatacak birşeyler yapmalıydı, çünkü titriyordu elleri, hatta her zerresi, hafif bir baş dönmesine bile dönüşüyordu.Bazen hoşuna giderdi, biraz içtiğinde bu baş dönmesi, içini dışını bir yapıyordu daha kendi gibi davranabilyordu işte o zaman, hafif bir tebessüm de koyuyordu dudak kenarına ama bu seferki farklıydı tabi.Belki de hayatının dönüm noktasındaki geceydi bu.'Nefes al ve heyecanlama! Tamam, sakin, geçecek heyecanlanılacak birşey yok' diyordu kendi kendine, gözleri kapalı.Biran için o nefesi verdikten sonraki saniye o rahatlamayı yaşayabiliyordu ama tekrar nefes aldığında ve gözlerini açtığı salona baktığında, kendini alamıyodu düşüncelerden, baskıdan, yoğun ateş beynine doğru ilerlerken, koltukaltlarının her stresli anında olduğu gibi sırılsıklam olduğunu hissediyordu. Nefret ediyordu vücudunun bu huyundan. Her sahneye çıktığında da bu kadar heyecanlanıyordu ama kendini yatıştırmayı becerebiliyordu bir türlü işte. En son oyununda bir oyuncaktı, canlanıp sahibinin dileklerini yerine getiren.Aptal bir sahibi vardı nasılsa. Birtürlü değerlendirmiyordu isteklerini, eline geçen fırsatları öyle maymun bir iştahı vardıki ne olacağına karar verebilseydi çoktan çok güzel bir hayatı olabilecekti.Gerçek hayatında da oyundaki rolü gibi oyuncağı olsun isterdi, dileklerini paylaşabileceği, hayatında küçük oynamalarla belki de büyük güzellikler doğabilecekti.Kendisini basireti bağlı olarak tanımlamıştı hep bugüne kadar.Sanki alışmıştı bile işleri bir türlü yolunda gitmez, illaki bir aksilik çıkacağına inanır ve genelde yanılmazdı.Bu gecenin de istisnalardan olmasını diliyordu.
1 Aralık 2009 Salı
tel.
Hayaller, gidişler, dönüşler, etkiler ve nihayet izler!
Yaşam dediğimiz de bu değil mi? Tenimizde, ruhumuzda kimlerin kırıntıları var? Kimlerin çizgileri? Sahiplerinden hatırladıklarımız, hatırlayamadıklarımız, tanıdık ya da tanımadık birçok yüz, ses, sokak, şehir, tat, koku var üstümüzde. Hepimiz hayaller için yaşıyoruz ama önemli olan bu yolculukta nasıl darbeler, değişler, izler alacağımız. Uzun ve çok heyecanlı bir yolculuk bu başladığımız!
Yaşam dediğimiz de bu değil mi? Tenimizde, ruhumuzda kimlerin kırıntıları var? Kimlerin çizgileri? Sahiplerinden hatırladıklarımız, hatırlayamadıklarımız, tanıdık ya da tanımadık birçok yüz, ses, sokak, şehir, tat, koku var üstümüzde. Hepimiz hayaller için yaşıyoruz ama önemli olan bu yolculukta nasıl darbeler, değişler, izler alacağımız. Uzun ve çok heyecanlı bir yolculuk bu başladığımız!
9 Kasım 2009 Pazartesi
Günaydınlar Efendim!
Neden bilmiyorum ama yazı yazma aşkı geldi içime, anlamlı anlamsız yazmak istiyorum.
Güzel yemekler yemek, güzel yerler görmek, bir adaya yerleşmek, iyi müzik dinlemek, içi dolu oyunlar izlemek, 'o' eve yerleşmek istiyorum. Bu mudur bütün istediklerim? Hayır tabi ki değil. Ama şu anda bunlar geldi aklıma. Yoksa devamı gelir yani :)
Hadi şimdi ben gideyim de güzel bir kahve içeyim!
Sen de bu yazdıklarımı oku da gülümse!
Heyecanlan! Umutlan! Lan!?
Anında eğlenirim. :)
Günaydın!
Güzel yemekler yemek, güzel yerler görmek, bir adaya yerleşmek, iyi müzik dinlemek, içi dolu oyunlar izlemek, 'o' eve yerleşmek istiyorum. Bu mudur bütün istediklerim? Hayır tabi ki değil. Ama şu anda bunlar geldi aklıma. Yoksa devamı gelir yani :)
Hadi şimdi ben gideyim de güzel bir kahve içeyim!
Sen de bu yazdıklarımı oku da gülümse!
Heyecanlan! Umutlan! Lan!?
Anında eğlenirim. :)
Günaydın!
8 Kasım 2009 Pazar
Öylesine...
Yapılması gerekenler mi?
Ne kadar da çoklar!
Hayaller, zaman ister!
Sabırlıyız biz, heyecanla bekliyoruz!
Ne zaman gerçekleşirler?
En kısa zamanda olsa hiç fena olmaz, zira sabır dediysek onun da bir sınırı var! Elden gelenler, gelmeyenler, zorluklar, kolaylıklar, üstesinden gelinecek! Bu bir emirdir!
Umut, tükenmeye mahkum mudur? En azından bizimki değil!
30 Ağustos 2009 Pazar
Küçük çizgilerim var ellerimde buruş buruş olan!
Birleştirdiğimde sana giden bir yol kocaman..
Bedenim yoksun dokunusundan, çatlak çatlak olmuş içim..
Yanında mıyım yatağında mı?
Ben kocaman kafanda olmayı diledim!
Çirkin gözlerindeki ışıltıyı üzerime, yapışkan kokunu tenime!
O buz yatağıma uzanırken her gece sevişlerini diledim..
Ürkek koylarına sokulmak istedim,
soluk soluk bakarken gülüşüme, içimde düğüm düğüm oluşunu izledim!
Ey adam gel de yak perdelerimi, soluğunu doldur içime de arala kapılarımı
üfle soluğundan bir parça!
Tekrar içimi doldur küçük ellerinle,
soluk tenimi canlandıran tek soluk!
Kalk gel!
Birleştirdiğimde sana giden bir yol kocaman..
Bedenim yoksun dokunusundan, çatlak çatlak olmuş içim..
Yanında mıyım yatağında mı?
Ben kocaman kafanda olmayı diledim!
Çirkin gözlerindeki ışıltıyı üzerime, yapışkan kokunu tenime!
O buz yatağıma uzanırken her gece sevişlerini diledim..
Ürkek koylarına sokulmak istedim,
soluk soluk bakarken gülüşüme, içimde düğüm düğüm oluşunu izledim!
Ey adam gel de yak perdelerimi, soluğunu doldur içime de arala kapılarımı
üfle soluğundan bir parça!
Tekrar içimi doldur küçük ellerinle,
soluk tenimi canlandıran tek soluk!
Kalk gel!
Pamuk ellerinle uğurlama beni o kapıdan...
Kalman için ne çok uğraşmıştım oysa hatırlasana!
Sandalyeni tamir edip oturtmuştum seni.
Sense şimdi terliklerimi koymuşsun önüme 'Hadi git!' diyorsun.
Yırtılmış, biraz kan, biraz gözyaşına bulanmış ama epey bir yol katetmiş belli!
Varmaya çalıştığı yerden gönderilmenin kırıklığı var içinde..
Rotası, pusulası yok ama kocaman bir sevgisi var cebinde
ve bir de yeni doğmuş umutları kal demene dair!
23 Ağustos 2009 Pazar

yine başa döndüm!
sesin kulaklarımda alamıyorum kendimi senden.
beynimde kocaman uğultun, çıkartamıyorum dışarı.
epey bir yol katetmişken taşların tekrar ayağımda...
dizlerim daha kabuk bağlarken,
kuru dalgaların yüzüme vuruyor!
gri sularında kaybolasım var...
karaya çıkmışken yeni yeni,
kocaman dalgan içine alıyor beni...
çok yorgunum!
sularına bıraktım nihayet kendimi.
ya boğulurum ya çıkarım sana geri...
sesin kulaklarımda alamıyorum kendimi senden.
beynimde kocaman uğultun, çıkartamıyorum dışarı.
epey bir yol katetmişken taşların tekrar ayağımda...
dizlerim daha kabuk bağlarken,
kuru dalgaların yüzüme vuruyor!
gri sularında kaybolasım var...
karaya çıkmışken yeni yeni,
kocaman dalgan içine alıyor beni...
çok yorgunum!
sularına bıraktım nihayet kendimi.
ya boğulurum ya çıkarım sana geri...
12 Ağustos 2009 Çarşamba
-6
dudaklarım seni seviyorum diyor,
ruhumun bunu hissetmediği yetmezmiş gibi! inkar ediyor bangır bangır,
kulakların sağır..
bedenim erkekliğine susamış,
yanımda seni barındıran benim orospu ruhum,
sevmiyorum seni sevmiyorum!
ama yanımdasın işte! üstümde, başımda
tiksiniyorum kendimden..
nefret ediyorum bu arsız umudumdan,
bekliyorum hissetmeyi,bekliyorum içimde seni
sanki mutlu olabilecekmişim gibi.
sanki mutlu olabilecekmişim gibi.
11 Ağustos 2009 Salı
nisan.

Artık üşümekten uyuşmuş vücudumda tek zerre yok hissettiğim...
Tüm işaretler onun olanaksızlığını gösteriyormuş, farkında değilim. O kadar karartmış ki içerisini, içimi... Boşaltabildiği kadar koflaştırmış, ne yazık! Bir an sarsılmasam devam edeceğim umurum bile değil, boşa geçmiş nefesim!
Isıtmak, uyandırmak... Tekrar ışığı yüzüme yansıtmak, her zerremi soğuk gerçeklerle ovalayarak idrak etmek... Ve tekrardan cepleri birlikte doldurabilmek büyük umut, harika hayallerle...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)