2 Aralık 2009 Çarşamba
sonu yok.
Salona girdi.Biran önce kendini rahatlatacak birşeyler yapmalıydı, çünkü titriyordu elleri, hatta her zerresi, hafif bir baş dönmesine bile dönüşüyordu.Bazen hoşuna giderdi, biraz içtiğinde bu baş dönmesi, içini dışını bir yapıyordu daha kendi gibi davranabilyordu işte o zaman, hafif bir tebessüm de koyuyordu dudak kenarına ama bu seferki farklıydı tabi.Belki de hayatının dönüm noktasındaki geceydi bu.'Nefes al ve heyecanlama! Tamam, sakin, geçecek heyecanlanılacak birşey yok' diyordu kendi kendine, gözleri kapalı.Biran için o nefesi verdikten sonraki saniye o rahatlamayı yaşayabiliyordu ama tekrar nefes aldığında ve gözlerini açtığı salona baktığında, kendini alamıyodu düşüncelerden, baskıdan, yoğun ateş beynine doğru ilerlerken, koltukaltlarının her stresli anında olduğu gibi sırılsıklam olduğunu hissediyordu. Nefret ediyordu vücudunun bu huyundan. Her sahneye çıktığında da bu kadar heyecanlanıyordu ama kendini yatıştırmayı becerebiliyordu bir türlü işte. En son oyununda bir oyuncaktı, canlanıp sahibinin dileklerini yerine getiren.Aptal bir sahibi vardı nasılsa. Birtürlü değerlendirmiyordu isteklerini, eline geçen fırsatları öyle maymun bir iştahı vardıki ne olacağına karar verebilseydi çoktan çok güzel bir hayatı olabilecekti.Gerçek hayatında da oyundaki rolü gibi oyuncağı olsun isterdi, dileklerini paylaşabileceği, hayatında küçük oynamalarla belki de büyük güzellikler doğabilecekti.Kendisini basireti bağlı olarak tanımlamıştı hep bugüne kadar.Sanki alışmıştı bile işleri bir türlü yolunda gitmez, illaki bir aksilik çıkacağına inanır ve genelde yanılmazdı.Bu gecenin de istisnalardan olmasını diliyordu.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder